« Önceki |

12/12/2006

......Bitse

  Aşk Üstüne


              Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

             Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

            Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

           Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

          Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

          Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....


                                                                                   Nazım HİKMET

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

Nazım Hikmet

 

yeni yerimdeyim www.guzelblog.com/space

30/11/2006

.........Mazide kaldı

Sen uzaksın bana ve bir o kadar da yakın. kabullenmek istemediğim, hissetmekten korktuğum bir duygu var içimde sana karşı günden güne büyüyen. o duygunun vücudumu sarmasını istemiyorum. eğer ufacık da olsa bir yer verirsem ona bu zamanla beni kahreder ve ben kendimi asla affetmem.gözlerimi gözlerinden kaçırmamın, seni görünce, seninle konuşunca heyecanlanmamın, seni düşünmekten büyük bir keyif almamın, seninle birlikte olduğumda
elini tutmak isteyişimin, dudağına bir buse kondurmak isteyişimin, bunların hepsinin bir nedeni olmalı.ve bunların ötesinde ne hissedersem hissedeyim, sadece bu hissettiklerimin bende gizli kalacağını, ne olursa olsun senin bunları
asla öğrenmemen gerektiğinin bilincindeyim.bu yazıyı oturmuş sana yazıyorum işte. belki bir gün olurda bir tesadüf eseri eline geçer bu yazı ve sen bunu okurken yazarına takılır gözlerin, şaşırırsın benim adımı orda görünce ve belki merak edersin bunun kime yazıldığını. bilemezsin ki o yazının senin için
yazıldığını. her mısrasında, her kelimesinde senin olduğunu.
bilseydin ne hissederdin ki, bunu bilmeyi isterdim. ufacıkta olsa yüreğinde benim için ne hissettiğini, zaman zaman beni düşünüp düşünmediğini, hepsini bilmek isterdim. ama bunları senden duymak istemezdim. isterdim ki martılar fısıldasın beni sevdiğini, denizler senfoni orkestrası kursunlar senin bana sevgini anlatacak, yıldızlar kayarken beni sevdiğini çizsinler gökyüzüne. yada gözlerin
gözlerimdeyken seni seviyorum de içinden, ben onu hissederim.
imkansızlıklar kahrediyor beni. ama yinede şikayetçi değilim. zaten istesek de seninle iki çılgın aşık olamayacağımızın farkındayım.
bu duygu beni korkutuyor ve rahatsız ediyor çünkü doğru değil. ne doğru ki hayatta zaten...sana yazıldığını bilmediğin ve belki hiç haberin bile olmayacak bir yazı bırakıyorum. şuan beni duymasan da, ve bunu hiç bir zaman bilmeyecek ve anlamayacak olsan da ilk ve son kez söylüyorum bunu ''seni seviyorum her şeye rağmen''

30/11/2006

Gitme Desen...



Kadın başını kaldırıp baktığında, titredi adam.
İlk kez bir uçurum görmüştü sevdiği kadının gözlerinde ve düştüğünü hissetti birden içine.
Çünkü daha önce hiç böyle bakmamıştı sevdiği kadın kendisine.

Sonrasında başını eğdi kadın ve “sana bir şey söylemek zorundayım, yalnız bana üzülmeyeceğine dair söz vereceksin” dedi!
Ancak sesinin tonunda ki titreme, adamın yüreğini çoktan ateşe vermişti bile

Dinliyorum derken yüreğinden bir şeylerin koptuğunu ve havada hüzün kokusunu hissetti... Masaya çöken sessizlik, ardında ki fırtınayı belli ediyordu.
Başını denize çevirdi kadın ve usulca “biliyor musun ne zaman denizi seyretsem sen gelirdin aklıma”! Adam “artık gelmiyor muyum” diye sorduğunda aynı uçurumu yeniden gördü sevdiği kadının gözlerinde ve ilk gözyaşı usulca kirpiklerine ulaştığında, gözyaşları çoktan aleve dönmüştü bile…

“Hatırlıyor musun” diye sordu kadına, “eskiden hüzünlensem beni neşelendirmek için bir şeyler yapardın, oysa şimdi ağlıyorum ve sen kımıldamadın bile”!
Başını önüne eğdi kadın, büründüğü sessizlikse adamın canını acıtacak kadar ağır bir cevap olmuştu.

“Bize ne oldu?” diye sordu. Kadının gözleri denize çevrili, sesinde kutup soğuğu “bize ne olduğunu bilmiyorum ama sanırım aşkımıza bir şeyler oldu”!
Genç adam donup kaldı, aşka ne olmuştu ve olanı neden görememişti?
Ben seni çok seviyorum derken kadına, gözlerine söz geçiremiyordu artık!
Gerçekten genç kadını çok seviyordu! Peki, bu kadar severken sorun neydi? “Artık beni sevmiyor musun?” diye sordu. Kadın bilmiyorum dedi ve usulca kalktı oturduğu yerden ve adamın yanına oturup gözlerime bak dedi. Genç adam bakamıyordu, ilk kez korkuyordu! Kadın ısrar etti, adam baktığında kadının ağladığını gördü ve o gün ilk kez hiddetlendi, herşeye rağmen onun ağlamasına dayanamazdı, sakın dedi, sakın ağlama, bitecekse bile söz verdiğimiz gibi bitsin …

Biteceğini anladın demek dedi genç kadın. Evet anladım. Çünkü ben senin gözlerini bakışlarını çok iyi tanıyorum ama neden olduğunu anlayamadım. Neden bitiyor?

Kadın sanırım senin sevginden eziliyorum ve seni beni sevdiğin kadar sevemiyorum, geçmişimde ki acılar buna izin vermiyor beni bağışla lütfen dedi. Sevildiği kadar sevmemek üzebilir miydi insanı? Üzülüyorsa o da sevmiş olmuyor muydu? Sevmese umursamaz olmaz mıydı? Peki, seven gidebilir miydi? Bu düşünceler içindeyken genç kadına dönüp seni anladım dedi.
Bir şeyi bilmeni istiyorum diye devam etti. Belki bu seni üzecek ama söylemeye mecburum.

“Aşk cesur yüreklerin işidir, korkulu yüreklerde gerçek ışığını bulamaz” Kadın bana bunu yapma derken, adam usulca kalktı yerinden ve ben sana seni sevmekten başka bir şey yapmadım, yapmıyorum, sana bir şeyler yapıyorsa korkuların yapıyor!

İlk kez huzurluydu belki de adam. Masadan sigarasını aldı usulca ayağa kaltı ve genç kadının gözlerinin içine bakarak seni seviyorum ve hep seveceğim ama sana gitme demeyeceğim. Çünkü gitme dememi gerektirecek bir şey bırakmadın, bu aşk sadece benim cesaretimle ve benim sevgimle yürümez. Aşk beraber yürümektir ve iki kişi yaşanırsa güzeldir. Genç kadın öylece kaldı masada. Adam arkasına bakmadan yürürken, başlayan yağmur akan gözyaşlarını saklamak ister gibi yağıyordu.

Yıllar sonra adam aynı yere gene geldi, hayret hiç değişmemişti, oturdukları masa eskimiş ama aynı yerde öylece duruyordu. Gözlerine çöken o kesif hüzünle masaya doğru yürüdü sandalyeye oturduğunda, masada gördüğü yazı yıllar sonra onu tekrar ağlatmıştı.

Masada şunlar yazıyordu
“Sana öyle baktığım için çok pişmanım, sonraki günlerde anladım ki, o bakışlar yüreğimin değil, dediğin gibi korkaklığımın bakışlarıymış. Şimdi çok cesurum ama sen yoksun ve ben senin sevdandan korktuğum için özür dilerim! Ancak anlayamadığım tek şey, bana neden gitme kal demediğin oldu” Adam yazının altında ki tarihe baktı, iki yıl önce yazılmıştı. Yani ayrılıktan bir yıl sonra.

Altına şu yazıyı ekledi ve bir daha dönmemek üzere oradan ayrıldı.

“Gitme desem de gideceğini biliyordum, işte o acıya dayanamazdım ve o acıyla, aşkım yaşayamaz ölürdü!
Aşkım ölmesin diye gitme demedim, diyemedim!"

9/11/2006

Seni Seviyorum demeyin

Sevgili gençler!
Bugün sizden bir şey isteyeceğim.Sakın kimseye ''Seni seviyorum'' demeyin.Lütfen. Kullanmayın artık bu sözü. Başka bir şey deyin birbirinize onun yerine. Duygularınıza daha denk düşen bir şey... Benim aklıma gelmiyor ama siz bulursunuz.. Ne de olsa sizin duygularınız...Hayır, içini dolduracaksanız ''Seni seviyorum''un, bir diyeceğim yok.Ama umudum da yok.''Seni seviyorum'' öyle ''Kendine iyi bak'' gibi bir söz değildir.Laf olsun diye söylenen...Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde hakkını vereceksiniz.Bir kere onu gerçekten seviyor olmanız lazım. Yani öyle dokununca geçiverecek arzularla falan karıştırmayacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o biri en az tuttuğunuz takım kadar önemli olacak hayatınızda.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, bir saat eksik uyumayı göze alabileceksiniz onu daha çok görmek uğruna.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, elini tutmak da önemli olacak başka şeyler kadar.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ''Sevgilimsin'' de demiş olduğunuzu bileceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, onu özleyecek, düşünecek, merak edeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, onun gözü telefon da (evet, cep telefonu çıktığından beri kulak değil gözler telefonda) aramanızı beklediğini unutmayacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona sürprizler yapmayı, ufak hediyeler almayı ihmal etmeyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona şiirler okuyacak hatta kabiliyetiniz varsa, yazacaksınız da.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, şarkıdaki gibi, ellerinizde çiçeklerle kapısında bekleyeceksiniz.Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, belki ömrünüzün sonuna kadar değil ama hiç olmazsa yarın, öbür gün de seveceğinizden emin olacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, aynı zamanda ''Free takılalım'' da diyemeyeceğinizi bileceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o aşktan söz ederken siz ''Ben almayayım, alana da mani olmayayım'' demeyeceksiniz.

Nasıl?Çok mu zor?Fazla mı zahmetli?İnsanın birini sevip sevmediği tam da böyle belli oluyor arkadaşlar. Sevmeyince ''iş'' gibi geliyor bütün bu saydıklarım. O zaman ''Seni seviyorum'' demeyeceksiniz. Bu kadar basit. Bir gün farkında olmadan bütün bunları yapıyor olduğunuzu görünceye kadar.Şimdi ''Ne var bunda? Keşke herkes birbirine bolca 'Seni seviyorum' dese' diye düşünenler olacaktır. İyi. O zaman birbirini gerçekten sevenler yeni bir söz bulsunlar söyleyecek. ''Seni seviyorum'' orta malı olsun. Zaten oldu olacağı kadar.

9/11/2006

BEN SENİ BÖYLE SEVDİM

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim.Gözlerim degil, yüregimdi seni gören. Sen damarlarimdaki kana karisip, geldin oturdun yüregime. Bir baska yerde olamazdin zaten. Sen, benim en degerli yerimde, yüregimde olmaliydin, orada kalmaliydin.çok aska ev sahipligi yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Her hangi bir konuk degildin artik.Bu yüzden ne agirlama fasli vardi, ne de ugurlama.O yüregin gerçek sahibiydin. Simdi sonbahar, kisa giriyoruz ya.Ben dört mevsim bahari yasadim seninle.çicek çiçek açtin yüregimde.Gökkusagi zayif kaldi,senin renklerin karsisinda.Taze bir yaprak gibi yesildin.Açelyaydin pembeliginle.Üzerine çig taneleri düsmüs sari güldün.Kirmiziydin bir ates gibi.Ve maviydin... En cok bu renkle anmayi sevdim seni.Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düsünemedim.Seni severken dünyayi da sevdim ben, insanlari da.Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatin sahibiydim artik.En kizgin,en tahammülsüz oldugum anlarda bile, seni düsünmek yetti bana.Içimdeki sevinç yüzüme yansidi,güldüm.Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygisiz, içten gülüsün ne demek oldugunu, nasil güzel bir sey oldugunu anladim seninle..Her seye ragmen sevdim seni. Güçlüydüm ve asamayacagim hiçbir zorluk yoktu.Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim.Sen elimden tuttugunda, patlamaya hazir bir volkan gibi hissederdim kendimi.Menzil sendin ve ben o menzile ulasmak için önüme çikan her seyi yok edebilirdim.Sana ulasmami engelleyecek her seyi eritirdim,kul ederdim.Sana ulastigimdaysa sakin bir göle dönüsürdüm.Ve o göle bir tek sen girebilirdin...Sevdim ve hayrandim da.Her halin çekti beni.Durusunu,uyumani,gülmeni,kizmani,saskinligini, safligini,kurnazligini,çocuklugunu,olgunlugunu sevdim.Sesini de sevdim suskunlugunu da.Küçük oyunlarini,kaprislerini, sitemlerini,korkularini sevdim.Seni ve o doyumsuz sevdani,uçari sevdani anlatacak kelime bulamadim çogu zaman.Sigmadin cümlelere ve hiç bir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadi.Seni severken yorulmadim.çünkü sen yasam kaynagiydin.Her gün yenilendim.Seninle çogaldim,büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladin.Ölmeyecektim çünkü sen ölmezligin ta kendisiydin!

9/11/2006

SENDEYİM

Karsimdasin.
Elimi uzatip dokunabiliyorum sana.
Ne buyuk mutluluk bu...
Gordugum en guzel seysin.
Senden ote tanimladigim baska hicbir sey yok.
Her sey senin adinla aniliyor benim dunyamda.
Butun cicekler sen, butun yildizlar sen...
Bir sanat eserisin, bakmaya doyamadigim.
Tanrinin bana armaganisin ve artiyor her gecen gun sana hayranligim.
Yuzunde kuslar, gozlerinde hayatin ta kendisi var.
Oyle gerceksin ki...
Gozumu aciyorum sen, kapiyorum sen...
Hic bitmeyen seruven...
Gunumun en keyifli ani, uykumun en tatli ruyasi...
Seni soluyorum, havadasin.
Seni kokluyorum, dogadasin.
Hele simdi sonbaharsin yada sonsuz bahar.
Seni yasiyorum, canimdasin. Canimsin...
Sarilsam sana, bin yil gecse, bir an bile ayrilmasak...
Ten tene, yurek yurege sonsuz baharin en ask dolu iki yapragi
olsak...
Agac agac gezip, yesersek, acsak.
Yere dussek, kalksak...
Seni bilsem, bir tek seni.
Seni gorsem, bir tek seni...
Sesin sarhos etse beni...
Oyle icimdesin ki...
Bir saniye iste benden sensiz gecirdigim, veremem.
Sensiz gececekse gecmesin zaman, istemem.
Seninle yeniden dogdum, yeniden dogusun kanitiyim ben.
Senden once gecen zamani, sana ulasmak icin yuruyerek gecirmisim,
kimmisim bilememisim.
Simdi basimi cevirip geriye bakmiyorum bile.
O yol yurundu ve bitti, artik seninle yurunecek bambaska bir yol var onumde.
Yorgunluk nedir bilmeyecegim, hic sikayet etmeyecegim
ve bir tek adimda bile tokezlemeyecegim uzun, ask dolu bir yol...
Oyle aklimdasin ki...
Ah, sensiz kalmiyor muyum bazen yikasim geliyor gordugum butun duvarlari.
Ardinda seni bulurum saniyorum.
Ne ayri koyduysa bizi, zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor.
Sana dokunmami engelleyen ne varsa,
bir kadehi yere carpip tuzla buz eder gibi parcalamak istiyorum.
İsyanim tasiyor, kendi ofkemden korkuyorum.
Ve kavusmak...
Bunu dusunmek icimde kirilmis butun aynalari tamir ediyor.
Mavi bir yagmur basliyor, islaniyorum.
Maviye boyaniyorum.
Oyle ozluyorum ki...
Sen ol, hep ol, benimle ol, bende ol...
Sendeyim ben, yuregimi koydum yureginin uzerıne

Mehmet Coskundenız

9/11/2006

GİTMEK GÜZELDİR

Gitmek güzeldir. Kalıp bir sirk maymununa dönüşmektense hayatınızda, kalıp suratımızı boyamaktansa, kalıp "geride kalan her şeye" tahammül etmektense; gidilmelidir.


Gitmek güzeldir. Güzeldir bütün renklerini yeryüzünün, bütün tadlarını, bütün seslerini,
bütün iklimlerini, bütün sözlerini, onları anlayamayan hıssedemeyen bır adamın masasına atarak, belirsiz, tarifsiz ve kifayetsiz bir 'gidiş'e gitmek. Bütün bu renkler, bu tadlar, bu sesler, bu
iklimler biraraya gelse dolduramaz, giderken kumda bıraktığımız ayak izlerini.


Ve sen .. Sana hatırlamak düşer artık, yüzüme çok çok ender yayılan o müthiş
gülümseyişimi. Sana hatırlamak düşer, birdenbire, ansızın, mesela bir kazağa dokunurken,
mesela bir şey yazarken, mesela koltuğun kenarlarıyla oynarken, hatırlamak düşer bana ait
bir an'ı. Fakat ben, "bana ait anlar"dan da gitmiş olacağım. Sen "oyalan", kendı dünyanın
tadlarıyla, sesleriyle, renkleriyle. Sen başka kadınlarda oyalan. Ve
karşına çıkan bütün yolları yürü. Senin yolların gitmek için değil, yürünmek içindir. Biz
bir tek, sırtımızı tanıyan yolları biliriz. Gitmek güzeldir.

Gitmek güzeldir. senın "hayat" diye bellediğin her şey, ama
her şey, benım hayallerim yanında bir oyuncak dahi olamazlar.

sen... bir kadının kalbini çıkartıp göğe doğru atarken,attığı
naraya yabancı olarak yasamayı tercıh eden sen...Bunu dusununce gıtmek cok guzelmıs dıyorum sevgılı..

Gitmek güzeldir. Kalıp bir sirk maymununa dönüşmektense hayatınızda, kalıp suratımızı
boyamaktansa, kalıp "geride kalan her şeye" tahammül etmektense; gidilmelidir.
Ayaklarımızdan öğrendik gitmeyi. Gitmek güzeldir.
 
Ayırdım ipek hışırtılarıyla yolumu. Kuş tüyü yataklar atılmıştır
zihnimden. .. Sevmeyı askı Bilmeyen
için organlardan bir organdır yürek. Al yüreğini sımdı ıstedıgıne ver.... Garantili hayat
reklamlarında dolaşmaya devam et sen. .
 
Ben  GITMENIN ZEVKINI CIKARACAGIM.....

9/11/2006

SAKLANAN SEVDALAR



Çoğumuz duygularımızı; saklamanın daha doğru olduğunu sanıp ne kadar yanılıyoruz değil mi? Oysa sevgi beslenmeli, karşılıklı özveriyle desteklenmeli. Her gün yeni bir sürpriz için çaba sarf edip sevgiyi yaşatmak için emek vermeli. Ama ne yazık ki evliliklerde garanti gözüyle bakıp hiç emek harcamadığımız gibi hesapsızca tüketip, har vurup harman savuruyoruz sevgileri.


Ne yazık... Oysa ne zor bulunur sevgiler. Özellikle karşılıklı olanı yakalamak ne küçük bir olasılık. Ama kaybetmek ne kadar kolay ve çabuk. Koca bir sevginin katili oluveriyoruz çarçabuk. Bence sevgi katilleri de yargılanmalı ve cezaya çarptırılmalı. Çünkü kapanması ve onarımı olanaksız bir ton yara bırakıyor ardında. Sonra bir ton da yaralı insan. Öleceğiz zannedip ölmüyoruz açısından. Ama sürüm sürüm sürünüyoruz. Sonrasında yeni sevdalara kuşkuyla bakıp olası mutluluklara kapatıyoruz pencerelerimizi.


Korunmak adına anlamsız kaçak güreşler daha da yoruyor insani. Şöyle kararlı, tutup koparıverecek, ayaklarımızı yerden kesecek kadar cesur birini bekleyip ömür tüketiyoruz. Bir de bakıyoruz ki yolun sonuna gelivermişiz. Ne çabuk geçmiş zaman.Ne kolay tüketilmiş sevdalar. Ne hesapsız harcayıp ne derin yaralar açmışız. Bir o kadar yara da biz edinmişiz hayattan. Hayatın son durağında, mevsim çoktan kışa dönmüş, gelecek vasıtayı bile kestiremez olmuşuz.


Neyin adına peki?..

Ahh Korunma iç güdüsüyle sakladığımız seviler ahh... Üstelik taze tüketilmesi gerekirken saklamaya kalkıştığımız, hem de saklama koşullarına da uyulmadığından çürümüş, kokuşmuş, çürüdükçe de etrafını çürütmeye devam eden, tümörleşen, duygu depocukları ne çok canımızı acıtmış. Bize sunulmadan bayatlamış ve sunulduğunda da besin zehirlenmesine yol açmış seviler. Hayat ne bayat noktasına gelmişiz bu yüzden. Ve ne kadar geç kalmışız hayata.


İşte hayat bu. Ben de galiba hayat ne bayat noktasında, gelecek vasıtayı kestiremiyorum artık.Umarım siz tazeyken tüketmeyi becerebilirsiniz duygularınızı ve hayat arkadaşınızı besin zehirlenmesinden kurtarırsınız.


Çok mutlu olmanız dileğiyle....

Can Dündar

2/11/2006

Kalbim bir mektup gibi buruşturuldu

Kan ter içinde uykularından uyanıyorsan eğer 
Her gece 
Yalnızlık sevgili gibi boylu boyunca uzanıyorsa koynuna 
Olur olmaz yere ıslanıyorsa kirpiklerin artık  
Herşeye 
Anneni daha sık anımsıyorsan hatta anlıyorsan 
Kalbini bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış 
Kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan 
İçindeki çocuğa sarıl sana insanı anlatır 
Eller günahkar 
Diller günahkar 
Bir çağ yangını bu bütün 
Dünya günahkar 
Masum değiliz hiç birimiz

1/11/2006

Sana

Ölemiyorum Bile…

Şişirip yelkenleri, açılma vaktin gelmiştir denize. Bilirsin ki ne fırtınalar,
ne deli dalgalar beklemektedir seni. Korkarsın, terk edemezsin limanı, bir
köşesine sığınırsın. Kabullenmesen de artık aşk bitmiştir, İşte son bu...

İçin hep hüzün doludur, bir türlü kabullenemezsin bittiğini. Gözlerinin içine
bakıp seni seviyorum demesini beklersin. O sözler hiç çıkmayacak o dudaklardan
bilirsin. Yinede umudun yeşildir, İşte hayal bu...

Gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın. An olur ki ne olur bitmesin dersin.
Bu sözlerin dudaklarından nasıl çıktığına kendin bile inanamazsın. Oysa o yüzüne
bakıp sadece gülümser, İşte acı bu...

Ondaki sıcaklığı kimsede bulamayacağını düşünürsün. Kimse onun gibi gülemez,
onun gibi dokunamaz dersin. Ve kimseyi onun kadar sevemeyeceğini bilirsin.
Kahredip başını eğersin önüne. İşte hüzün bu...

Nefes alamaz hale gelirsin, daralır için. Bir kaç saatlik derin bir uykuya
hasretsindir. Bilirsin ki gözlerini kapasan da terk etmeyecektir hayali. Atarsın
gecenin kollarına kendini, İşte huzur bu...

Ondan gelecek tek bir haberi umutsuzca beklersin Bir de beklemek ölüm gibi gelir
insana böyle zamanlarda. Aslında ölüm fikride garip değildir artık sana. Geri
dönerse diye ölemezsin bile, İşte sabır bu...

Hayat devam ediyordur ama her şey yarımdır, hep bir yanın eksik. Yüreğin eskisi
gibi atmayacaktır, başka aşklarsa seni kandırmayacaktır. O başkalarıyla, mutlu
bir hayatı yaşıyor olsa da, yine de sevginden vazgeçemezsin. İste aşk bu...

Bosver, Hep ayni MaSaL. “Hayat ve Ben” işte hepsi bu kadar…

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı